Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Tabiatta dengelerin değiştiği bahar aylarında bir geçiş dönemi yaşanır. Bu geçiş döneminde, bizler ve tüm canlılar gibi evlerimizde beslediğimiz sevimli dostlarımızın metabolizmaları da büyük bir değişim sürecine girer. Dostlarımızın minik vücutları bahar aylarındaki bu değişimlerden dolayı daha hassas bir hal alır ve aynı süreçte doğanın canlanmasıyla, çevrelerinde alerji etkeni olabilecek protein tabiatında birçok maddeyle kontak kurmaları kaçınılmaz olur.

Bahar aylarında daha hassas bir hal alan metabolizmaların, alerji oluşturabilecek birçok organik veya inorganik maddeyle daha fazla miktarda karşılaşmaları, alerjilerin ilkbahar dönemlerinde artmasının başlıca sebeblerindendir.

Alerjileri, vücudun bağışıklık sisteminin alerjen ve daha çok protein tabiatındaki antijenlere karşı geliştirdiği aşırı hassasiyet (hipersensivite reaksiyonları) olarak tanımlayabiliriz.

Alerji çeşitleri:

  • Pire Alerjik Dermatit (PAD)
  • Alerjik Solunum Yolu Hastalıkları
  • Atopik Alerjiler
  • Besin Alerjileri
  • Bakteriyel Alerjiler
  • Kimyassal Madde ve İlaç Alerjileri
  • Parazitlerin Oluşturduğu Alerjiler

Pire Alerjik Dermatit Nasıl Oluşur, Koruyucu Tedavi Ne Derece Etkilidir?

İlkbaharda havaların ısınmasıyla, dış çevrede pirelerin de aktivitesi artar ve üreme sürecine girerek çoğalırlar. Bu durum evlerimizde beslediğimiz minik dostlarımız için alerji yönünden büyük problemler oluşturabilir.

Birçok hasta sahibi minik dostlarını dışarı çıkarmadıklarını ve bu yüzden pirelenmeyeceğini düşünür. Ancak kendilerinin dışarı çıktığını ve pireler için taşıyıcı olabileceklerini düşünmezler. Bizler de minik dostlarımız gibi dış ortamdan pireleri toparlarız. Hatta yılda birkaç defa pireleniriz ama pek farkında olmayız. Çünkü pireler, kıyafetlerle çamaşır makinasına gider ve üzerimizde barınamazlar. Ancak evde pireler için ideal konakçı olabilecek bir kedimiz veya köpeğimiz varsa onları tercih ederler. Hasta sahipleri, dostlarımızın periyodik dış parazit tedavilerini yaptırmadıklarında, pireler evde üreme zincirlerini kurarak sayıca artarlar. Sayıca artan pireler, sizleri de rahatsız etmeye başladığında dostunuzun pirelendiğini farkedebilirsiniz.

Pirelerin salyasındaki maddeler, konakçıyı ısırdıkları bölgede alerjik reaksiyonlar oluşturur. Pire alerjik dermatit olarak tanımladığımız bu durum, kliniklerimizde periyodik dış parazit tedavisi yapılmayan dostlarımızın büyük problemi olarak karşımıza çıkar.

Piresi olan dostlarımız, pirelerin sayısına ve alerjik bünyeye sahip olmalarına göre değişen şiddette belirtiler gösterirler. En belirgin semptomlar kaşıntı, pirelerin yoğunlaştığı boyun, kalça, sırt bölgelerinde tüy dökülmeleri ve ufak kabuklu lezyonlardır.

Aylık spot on ilaçların düzenli kullanımı, pirelere yaşam şansı vermeyeceği gibi evlerimizde pire üreme zincirinin oluşmasına da engel olacaktır. Bu damla tarzındaki ilaçlar, doğru kullanıldığında %100 etkilidir ve 1 ay boyunca bu yüksek etkilerini korurlar.

Alerjik Solunum Yolu Hastalıkları Hayati Öneme Sahip Olabilir Mi?

Solunum sistemi, havadaki alerjen ve antijenlerden etkilendiğinde; hapşırma, öksürme, şeffaf burun ve gözyaşı akıntısı gibi basit tepkiler verebilir. İleri derecede hassasiyet gösteren vakalarda ise bronşların etkilenmesiyle sesli solunum (Alerjik Bronşit) ve akciğerlerin etkilenmesiyle solunum güçlüğü (Astım) gibi ciddi boyutlarda tepkiler vererek, hayati öneme sahip olabilmektedir.

Deri ve Solunum Yollarının Alerjiye Olan Eğilimlerini Nasıl Açıklayabiliriz?

Atopi; deri, burun ve akciğerlerde alerjiye olan nedeni belirsiz eğilim olarak tanımlanmaktadır.

Atopik dermatit, sıklıkla astım ve alerjik rinitle sonuçlanan atopik gidişin ilk basamağıdır. Atopik dermatitle karakterize vakalarımıza baktığımızda, genetik yatkınlık gösteren ırktan veya hassas genler taşıyan anne-babadan gelme bağışıklık sisteminin verdiği, aşırı hassasiyet reaksiyonlarının açıklaması olarak karşımıza çıkmaktadır.

Atopik dermatitler genellikle, 1-3 yaşları arasında, kronik karakterde, tekrarlayan klinik tablo gösterir. Teknolojinin gelişmesiyle çevremizde artan kimyasal iritanlar, yiyecekler, hava yoluyla gelen polen, çimen gibi alerjenler, ev tozu akarları, enfeksiyonlar ve stres atopik alerjilerin görülme sıklığının artmasının sebeblerindendir.

Besin Alerjisi Nedir ve Nasıl Oluşur?

Herhangi bir yiyecek veya yiyeceklerin içeriğinde bulunan maddeler, alerji nedeni olabilir. Dostlarımız genetik olarak alerjik ırklardan gelseler bile doğduklarında bir besin maddesine karşı alerji göstermezler. Ancak uzun süreli olarak bir besin kaynağıyla beslendiklerinde, besin kaynağının içindeki maddelere karşı, özellikle protein kaynaklarına karşı alerji geliştirebilirler.

Büyüme çağındaki German Shepherd, Labrador Retriever, Golden Retriever, Rottweiler, Boxer gibi alerjiye yatkın ırkların, tavuklu mamayla beslenmesi sonucu, tavuk proteinine karşı alerjik reaksiyon oluşturmaları bu durumu en iyi şekilde açıklamaktadır.

Besin kaynağı olarak tavuk proteinlerinin çok yaygın kullanılması, kış aylarında sorun oluşturmaz. Yaz aylarında ise sıcaklıkların artmasıyla, deri dayanıklılığı azaldığı için protein sindirimi sonucu oluşan metabolitler deriden atılırken, alerjik reaksiyonlar sonucu dermatitlere neden olabilmektedir.

Besin Alerjilerinin Belirtileri Nelerdir?

Alerjik dostumuz ilk olarak parmak aralarını yalamaya başlar. Sonrasında kulakların iç kısımları kızarır ve kaşıntılar artmaya başlar. Bu ilk belirtileri görmezden geldiğimizde veya önleyici tedavi prosedürleri başlatılmadığında, vücut genelinde ekzema ve dermatitler oluşabilmektedir. Derinin üst yüzeyinin bozulduğu bölgeler ıslak bir hal alır ve sulu ekzema dediğimiz kızarık alanlar oluşur.

Kulaklarda başlayan alerjik dermatit tedavi edilmediğinde, bakteriler de olaya katılarak ciddi kulak hastalıkları oluşabilmektedir. Bakterilerin işe karıştığı dış kulak yangılarında; kulaklar akıntılı, pis kokulu ve aşırı hassas olurlar. Bu aşamada sindirim sisteminin de besinlere karşı alerjik reaksiyon verdiği, kusma ve ishallerin başlamasıyla anlaşılabilir. Dostumuzun kendini kaşıması sonrasında derinin bütünlüğü zarar görebilir ve bu durum bakteriyel enfeksiyonlar için zemin hazırlar.

Bakterilerin Alerjideki Rolleri Nedir?

Atopik dermatitli hastalarımızda, derinin koruyucu bariyer etkisinin bozulmasıyla oluşan bakteriyel enfeksiyonlar, klinik semptomları daha da ağırlaştırabilmektedir. Özellikle Staphylococcus Aureus adını verdiğimiz bakterilerin kolonizasyonu sonucu, bu mikroorganizmalar, stafilokokkal süperantijenler oluşturur. Bu antijenler de alerjik vakanın klinik tablosunu olumsuz yönde etkilemektedir.

Alerji Testleri Ülkemizde Uygulanıyor Mu ve Avantajları Nelerdir?

Uzun bir süredir ülkemizde uygulanmaya başlayan alerji testleri, dostumuzun hangi madde veya maddelere karşı hassasiyet gösterdiğini tanımlamamızda bizlere yardımcı olmaktadır. Teknolojik yeniliklerin getirdiği bu kolaylık sonrası, dostumuzun sağlığını ve yaşam kalitesini bozan alerjenler, çok kısa sürelerde tanımlanarak hayatından uzaklaştırılabilmektedir.

Alerji testi yapmadığımız vakalarda, besin maddelerini değiştirerek veya kısıtlayarak daha uzun bir süreçte olumlu sonuçlar almamız da mümkün olmaktadır.

Besin Alerjilerinde Tedavi

Testler sonucunda, alerji oluşturan besin maddeleri belirlenmişse bunların dostumuzun diyetinden uzaklaştırılması yeterli olacaktır.

Alerji testleri yapılmayan hastalarımızın diyetlerinde hipoalerjenik protein kaynakları (kuzu, ördek, derin okyanus balığı) ve seçilmiş karbonhidrat kaynakları (pirinç gibi) kullanarak kısıtlamalar yaparız. Böylelikle  alerji oluşturabilecek besin kaynaklarından uzaklaştırırız. Bu şekilde seçici diyet uygulamasıyla hekiminizin önereceği reçete mamalar, dostumuzun ilaçları konumuna geçmektedir.

Klinik semptomlar ileri safhalarda ise medikal tedavi prosedürleri veteriner hekiminiz tarafından belirlenerek uygulanır. Veteriner hekim gerekli gördüğünde antihistaminik, antibiyotik, kortikosteroid kullanarak diyet tedavisini medikal terapiyle destekleyebilir.

Hızlı iyileşme sağlanabilmesi için; omega yağ asitleri, A ve E vitaminleri, çinko mineralinin kullanımı büyük avantaj sağlamaktadır.

Kimyasal Madde ve İlaçların Oluşturduğu Alerjiler

Yaşam ortamındaki kimyasal maddelere karşı, dostumuzun solunum yolu veya derisi, aşırı hassasiyet verebilir. Özellikle alerjik astım veya alerjik bronşit geçmişi olan dostlarımız için aerosol tarzındaki kimyasal maddeler ve sigara dumanı tetikleyici olabilmektedir.

Kimyasal maddelerin, alerjik dostlarımızın derisiyle teması sonucunda  kontak dermatitler oluşabilmektedir. Evlerimizde kullanacağımız temizlik malzemelerinin seçiminde daha hassas olmak gerekebilir.

Tedavi sürecinde bir takım hastalarımız, penisilin gibi ilaçlara aşırı alerjik reaksiyon verebilirler. Bu yüzden bazı ilaçların alerjik bünyelerde kullanımına dikkat edilmelidir.

Alerji adını verdiğimiz bu bağışıklık sisteminin aşırı hassasiyetinin, ne zaman ne şekilde başlayacağı ve ne şekilde sonlanacağını bilmek çoğu zaman mümkün olmamaktadır.

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Yazar Hakkında

20.10.1980 yılında doğdu. 1995 yılında bir köpek eğitim merkezinde köpek eğitim mesleğine başladı. 1998 yılında Academy Dog Kennels köpek eğitim merkezinden sertifika aldıktan sonra Bursa Gemlikte göverine askeri veteriner okulu’nda devam etti. 2002 yılından itibaren evinizdeegitim.com projesine başlayarak Türkiye’de ilk olarak evde köpek eğitimine başlayan kişi oldu. Meslek hayatında çok sayıda köpek eğitimine imza atarak tecrübesine tecrübe katmış ve mesleğinin zirvesinde bir köpek eğitmeni olarak kariyerini devam ettirmektedir.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Yorum bırakmak ister misiniz?